Hep bana, hep bana

27 Ekim 2013, Pazar, 12:04 

Dün akşamüstü 5 gibi eve döneceğimi söylediğim halde, bir haftadır randevu saatlerine dikkat etmemesinin karşılığını görmesi için saat 20.30’da gitmeye karar verdim ve kütüphaneye gittim çalışmak için. Akşam 7’ye doğru birkaç kez beni aramış, konuştuğumuzda 20.30 gibi gideceğimi söyleyince “Ama 5 gibi geleceğini söylemiştin?” dedi, “Sen sözünde duruyor musun ki, ben durayım?” dedim. “Bana bunu yapma, misafirim var, dışarılarda geziyor, kapıda kaldı” falan gibi laflar etti. “20.30’da geleceğim” deyip kapattım. Akşam eve gittiğimde B’yi uyutabileceğimi, kendisinin eve gidebileceğini söyledim ama gitmedi, birkaç kez evine gitmesini söyledim ama çocuk uyuyana kadar gitmeyeceğini söyledi. Nitekim de öyle oldu.

Pazar günleri sütçü geliyor ve pazara gidiyoruz. Giderken ne sütçü için ne pazar için para bırakmadı ve hiçbir şey söylemedi. Ekonomik şiddet ile ilgili olay listesi çok uzun, vaktim olduğunda bir ara uzun uzun yazacağım.

Sözünde durmama, bir pasif agresif özelliği

 

26 Ekim 2013, cumartesi, 16:11

Olay: Dün K’ya telefon edip, bugün için bir araştırma görüşmesi yapmam ve çalışmam gerektiğini, programının nasıl olduğunu sordum. Üzerinde anlaştığımız üzere (Sabah 7’de geleceğini, B’ye kahvaltısını yaptıracağını, B uyuyana kadar yani en geç saat 11’e kadar yanında kalacağını, benim bu arada odamda çalışabileceğimi, B uyuduktan sonra konferans için gideceğini ve saat 1’de evde olacağını söyledi. Ben de görüşmem bittikten sonra 5 gibi eve dönecektim), görüşme yapacağım kişiyi arayıp saat 14.00 için randevulaştım. Ardından tekrar K’yı arayıp bilgi verdim ve evden 1’de çıkmam gerektiğini söyledim. Kabul etti.

narsist1

 

Bugün sabah B. 06.30 gibi uyandı, salona geçtik. 7.30 gibi babası geldi. Ben de kahvaltı için B’ye hazırlaması gerekenleri mutfak tezgahına çıkartıp, gidip 40-45 dk. kadar uyudum. Çünkü B. gece belli bir saatten sonra çok sık uyanıyor ve dolayısıyla uyutmuyor. Sonra kalktım kahvaltımı yaptım. K, erkek kardeşinin şehrimize geldiğini, B’yi görmek için eve geleceğini söyledi, ben istemediğimi belirtir şekilde sessiz kalınca, “ya da B’yi alıp kendi evime götürebilirim, orda görür” dedi. Ben de “öyle yap o zaman” dedim. Sonra kardeşini arayıp gelmemesini, B’nin uyuyacağını söyledi.

Bu arada K. koltukta uzanıp uyumaya çalıştığı için, saat 9’da ona isterse gidebileceğini, B’yi benim uyutabileceğimi söyledim. “Gerekmez!” diye yanıtladı. Sonra ben onları salonda bırakıp çalışma odama geçip çalışmaya başladım. B uyuduktan sonra K evden çıkarken odama gelip “neden 1’de evden çıktığımı, görüşmemin 2’de olduğunu” söyledi. “Hazırlık yapmam, görüşme yapacağım yerin anahtarını almak için bir yere uğramam gerektiğini” söyledim. “Ne hazırlığı” diye sordu, “seni ilgilendirmez, sen dün 1’de evde olacağına dair söz vermemiş miydin” dedim. Sonra bağırmaya başladı “ben çalışmaya gidiyorum, 1’de evde olamam….falan filan..” Ben de “Allah belanı versin”le başlayan çeşitli beddualarla bağırdım. O da bana aynı şekilde bağırdı.

Bu arada gideceği konferansta benim anahtar alacağım kişiyle karşılaşacağını bildiğim için, dün akşam “benim için anahtarı alıp eve getirebilir misin” diye sorduğumda “görürsem alırım, bana öyle sorumluluklar verme” diye yanıtlamıştı. Sabah konferanstan beni arayıp önce anahtarı aldığını haber verdi. Ben bu arada o saat 1’e yetişemeyeceğini söylediği için annemi arayıp haber vermiştim, o da gelip B’yi alıp kendi evlerine götürmeyi teklif etmişti, ben de kabul etmiştim. K konferanstan aradığında bunu söyleyince kabul etmedi, saat 12.30’da evde olacağını, annemi arayıp söylememi istedi. Ben de annemi kendisinin aramasını söyledim. Bunun üzerine annemle konuşup daha sonra beni arayıp tekrar eve geleceğini, ama anahtarı aldığı kişiye bıraktığını, gidip kendimin almam gerektiğini söyleyerek telefonu kapadı.

Bu arada babam geldi, B hala uyuyordu, sonra K geldi, babamı görünce şaşırdı tabii. Sonra B uyandı. Ben onları bırakıp çıktım. Sırtımda kilolarca kitap ve laptop yüküyle konferans yerine gidip anahtarı alıp daha sonra gideceğim yere gittim. Bu arada K’dan bir mesaj geldi: “Bugün ben hatalıydım, özür dilerim”. Ama bu özürlerin hiçbir anlamı yo artık benim için. Tam altı yıldır özür diliyor. 10 yıldır birlikteyiz, yaklaşık da altı yıldır evliyiz.

Bu hafta boyunca hiçbir gün söylediği saatte gelmediği için sabahın köründen itibaren annemleri çağırmak zorunda kaldım. Ama o hiçbir utanma belirtisi göstermeden her gün bunu tekrarlamaya devam etti. Haftanın özeti şu:

Pazartesi: Pazar akşamından K’ya pazartesi sabahı adliye ve muhtarlıkta işim olduğunu, 9.30-10 gibi gelmesini söyledim. Bir çalımla “sıkıntı olmaz, geliriz” deyip gitti. Ertesi gün saat 10.20’de aradığımda hala uyuyordu. Geciktiği için kızıp “şu an uçağa yetişiyor ya da biriyle buluşuyor olsaydın bunu yapacak mıydın” dediğimde, sabaha kadar çalıştığını, günlerdir işlerini geciktirdiği halde birlikte iş yaptığı insanların ona hiçbir şey demediğini, benim neden bağırıp çağırdığımı söyledi ve kavga ettik. Bu arada anneme haber verdiğim için annem saat 11 gibi geldi ama benim işim öğleden sonraya sarkmış oldu. Yoruldum, zaman kaybettim, günüm heba oldu.

Salı: Annem anneannemi dişçiye götüreceği için o gün gelmeyecekti. K, 12’de geleceğini söylemişti. Benim de 12.30 randevum vardı, 12’de evden çıkmam gerekiyordu, geldiğinde 12.50 idi. Ben randevuma 13.30’da gidebildim. Gelince özür, açıklama falan olmadı. Hiçbir şey demeden evden çıktım.

Çarşamba: Sabah 9.30’da eğitimim başladığı için, 8.30’da evden çıkmam gerektiğini bir gün önceden hatırlattım, 8.30’da evde olacağını söyledi. Saat 9’a doğru hala kendisinden ses çıkmadığı için annemi aramak zorunda kaldım, annem geldi. K ise 9.20’de evinden aradı, 9.40’ta eve geldi. İçeri girdi ve annemle benim suratımı asık görünce “noldu” diye sordu, sormaya cüret edebildi. Sonra sabaha kadar çalıştığını vs. söyledi. Annem de bir şeyler söyledi, ben içerde olduğum için tam duyamadım, sonra K. “kızınız sizi zehirliyor” diyerek kapıyı çarpıp gitmiş. Bir 10 dk. sonra, yani 10.50’de ben evden çıkabildim, apartmanın önünde beni bekliyordu, “yazıklar olsun, yerine dibine gir!” diye bağırdı. Ben de gülerek, “zavallı” diyerek taksiye binip eğitime gittim, gittiğimde 10.15 falandı. İnsanlara bir sürü açıklama yapmam, özür dilemem gerekti.

Perşembe: Yine sabah 9.30’da eğitimim olduğu ancak, kendisi sabah gelip gelmeyeceğine ilişkin bilgi vermeden gittiği için annemler yine sabahın köründe geldiler. Sonra K gelip onları görünce bozuldu, triplere girdi. Ben çıkıp eğitime gittim.

Cuma: Yine önceki akşam hiçbir bilgi vermeden gittiği için yine annem sabahın köründe geldi. Bu arada ben K’nın gece attığı “sabah geleceği, anemin gelmesine gerek olmadığı”na dair mesajı sabah geç fark ettiğim için, annemi gelme diye aradığım halde o çoktan yola çıkmıştı. K benimle telefonda konuşmak istemediği için sadece SMS’le haberleşmeye çalışıyor, o nedenle başına bunlar geliyor. Dolayısıyla K, kendi düşüncesizlikleri, inatları, egosu vs., her ne kaynaklı ise, bu hafta salıdan bu yana tüm gününü B’yle geçirmek ve geceleri de işleriyle uğraşmak zorunda kaldı. Kendi seçimi.

Merhaba

Uzun zamandır düşündüğüm, ihtiyacını hissettiğim İyileşme Defterim’i bugün açıyorum.

Narsisistik, son derece ataerkil, şiddet uygulayan bir kocam var. Umuyorum yakında kocam olmaktan çıkacak. Bir çocuğumuz var. Yazma nedenim, unutmamak, kayda almak, ve işine yarayanlar olursa paylaşmak. 

Rahatsızlığını yaşadığım durumlar aslında evlendiğimizden bu yana artarak devam etti. Ancak özellikle hamilelik ve lohusalık dönemim tam bir cehennem azabıydı. Halen de süreç tamamlanmış değil. 

Günlük şeklinde tutmaya bugün olanlardan itibaren başlayacağım. Ama yazarken hatırladığım tüm olayları da anlatmaya, eklemeye devam edeceğim. Yazarken somut olarak gerçekleşen olayı olabildiğince yorumsuz, nesnel anlatmaya çalışacağım, olayın bana hissettirdikleriyle ilgili yorum yapmak istiyorsam ayrıca ekleyeceğim. 

Sonunda yıllardır biriken, her bir ayrıntısıyla beynime bir iğne gibi saplanan, hatırladıkça öfkelendiren, üzen kalıntılardan umarım uzaklaşabileceğim. 

Kendisinden bundan böyle K. diye söz edeceğim. Bebeğim dört aylıkken içinde bulunduğum cehennemden biraz olsun sıyrılabilmek için terapiste gittim. Fazla uzun değil, dört beş seans kadar. Yaşadıklarımı, K’nın bana yaptıklarını, yaşattıklarını anlattığımda terapistim önce K’nın borderline olabileceğini söyledi. Sonraki görüşmelerde ise narsisistik ve pasif agresif kişilik tipleri konusunda İnternet’te araştırma yapmaya, yaşadıklarımla paralellik olup olmadığı üzerine düşünmeye yönlendirdi. İyi ki de öyle yapmış. Bugüne kadar narsistik kişilik ile ilgili bilgim “kendini beğenmiş, kibirli, kendini çok önemseyen”den öte gitmezdi. Uzun süren araştırmalar, bilgi toplamalar sonunda K’da narsistik (narsisistik yazmak zor geliyor) ve pasif agresif özelliklerin yoğun olduğunu hatta bunların kişilik tipi olmanın ötesinde artık kişilik bozukluğu raddesine geldiğini dehşetle fark ettim. Ha bunu anlamaya başladım da ne oldu. Yine de bütün parçaları toplayıp, tanımı koyup, resmi tümüyle görebilmem bir sekiz ayımı daha aldı. Son olarak İletişim Yayınlarından çıkan Pascale Chapaux-Morelli ve Pascal Couderc tarafından yazılan İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon- Narsist Bir Partnerle Yüzleşmek kitabını okuyup, durumun adını koyduktan sonra büyük ölçüde rahatlamış oldum.

 

Benim şu an düzenli bir işim yok, sürekli birtakım iş başvurularım, görüşmelerim oluyor, ancak benden bağımsız nedenlerle, yani ekip olarak başvurular yaptığımız için henüz netleşen bir şey olmadı. Yaklaşık iki yıldır çalışmıyorum. Bu arada hamilelik ve doğum sonrası süreçleri genellikle evde ve tezimi bitirmeye çalışarak geçirdim. K, üç buçuk ay önce evden ayrıldı. Bir arkadaşında 15 gün kaldıktan sonra, bize yakın bir yerden ev tuttu. Her gün oğlunu görmeye ve onunla akşamüstleri 4-5 saatini geçirmeye geliyor. Haftanın dört günü annem sağolsun, öğlen 12’yle akşam 5-6 arası bebeğimize (B) bakıyor.

 

Süreç devam ediyor. Neyse, günlüğe başlayayım, yeri geldikçe ek bilgiler veririm.